REKLAMI GEÇ

DENİZLİ’DE FESTİVAL YAPMAK / BİSİKLETTEN ZİHNİME KAZINANLAR

DENİZLİ’DE FESTİVAL YAPMAK / BİSİKLETTEN ZİHNİME KAZINANLAR

    Bizim nesil için zaman çok hızlı aktı. Geçiş çağı çocuklarıydık. Elektriğe, asfalt yola, ilk televizyona geçiş günlerini yaşadık. Petrol kuyruklarını hala anımsarım. 80 darbesi günleri de keza. Çocuk aklımızla iki kardeşin düşmanlığına anlam geliştiremezdik. Sonra her şey hızla değişim gösterdi. Önce siyah beyaz sonra da renkli televizyona geçtik. Koştuk, okuduk, öğrendik ve hayata atıldık. Sonra bilgisayar dönemi girdi. Çocukluğunu yoklukta yaşamış 70…

Haber Merkezi / DENİZLİSPORHABER / 11 Eylül 2014 Perşembe, 10:42

 

Bizim nesil için zaman çok hızlı aktı. Geçiş çağı çocuklarıydık. Elektriğe, asfalt yola, ilk televizyona geçiş günlerini yaşadık. Petrol kuyruklarını hala anımsarım. 80 darbesi günleri de keza. Çocuk aklımızla iki kardeşin düşmanlığına anlam geliştiremezdik. Sonra her şey hızla değişim gösterdi. Önce siyah beyaz sonra da renkli televizyona geçtik. Koştuk, okuduk, öğrendik ve hayata atıldık. Sonra bilgisayar dönemi girdi. Çocukluğunu yoklukta yaşamış 70 doğumlu bizler bugün bilgisayarı etkin şekilde kullanan yaşlılar durumuna geldik. Bizden öncekiler bu tuşları bir türlü alışamadı oysa. Biz çocuk aklımızla darbeyi de, ülkenin serbest piyasaya geçişini de, iki koyun güdemeyeceklerin iktidarlıklarda etkin söz sahibi oluşlarını da içselleştiren garip bir nesildik. Hep uyum sağlamayı başardık. Hep yanlış partilere oy verdik. Hep yanlışş insanları baştacı ettik. Bunu da vakur bir kadirşinaslıkla kabullendik. Köşelerimizde konterpiyede kaldık. Ofsaytlara düştük… Ama bir o kadar da şu sanal dünyanın etkin büyükleri olduk.

Velhasıl hep geç kaldık yaşama. Eskiden televizyondan gördüğümüz her şeyi 2000’li yıllardan itibaren her yerde karşılaşır olduk. Spora katılım imkanları da öyleydi. Elimizde futbol topundan başka spor malzemesi yoktu. 40 yaşından sonra Tenis ve Kayak sporuyla tanıştım. Bu yaşa kadar Bozdağ’daki karın eriyişiyle hayatımızı erittik.

Denizli’de ilk kez birincisi yapılan ve büyük bir başarı yakalayan bisiklet festivali de bir çok duygu yaşattı bende. Gördüm ki bisiklet de bir özgürlük ve yaşam biçimi. Dostluk, sağlık ve gezmek için etkili araç. Uğradığınız yerleri dokunuyor, lezzetini sindiriyorsunuz. Doğa dostu olması temel özelliği. Katılımcılar da genelde keyif sürüşü yapıyor. Doğayla ve insanla iç içe. Tarihe, kültüre ve felsefeye dokunuyor. Ben bunu şiire dokunmak olarak algılıyorum. Ne kadar insan bir grupla seyahat ettik diye düşünüyorum. Herkes katkısını koyuyor. Hiçbir taşkınlığa yer yok. Yapıcı ve yaratıcılar. Futboldan çok uzak, bisiklet insanı onarıyor ve yüceltiyor diye düşünüyorum.

Daha acemisi olduğumuz ve ilk kez yaptığımız bu festival uluslar arası bir nitelik taşısın istemiştik. Geleceğini belirten yurtdışı grupları çakışan başka illerdeki festivallere yöneldi. Ancak Manisa’da yaşayan İranlı Arham Habibiazad, Almanya’dan Perihan Güleryüz ve yeni öğrendiğim İtalyan bir arkadaş da katılım gösterdi festivale. Her şeyin güzelliği ve anlamlılığı karşısında yapılan bu etkinlik saygıya ve değere layık görülmeli. Şimdi buna destek olmayanlar sorgulasın kendini.

Grubun spor duayeni İzmir’den katılan emekli öğretmen Ramazan Küçükberber’di. Bir çok branşta ve yurtdışında spor eğitmenliği yapan Ramazan hoca organizasyondaki eksiklikleri bize an an anımsatarak daha iyi bir şölen için önemli ipuçları verdi. Eleştiri böyle olur, yapıcı, geliştirici ve ilerleticiydi. Çünkü öncelikle emeğe değer vererek yapmıştı bunu. Değerlendirilmeli.

Biz NİKADOS olarak Denizli’de ilk kez yapılan ve önemli bir bölgeyi kapsayan bu etkinliğin değerliliğini gördük. Nikfer’de sonlanması amacıyla da desteklemeyi kararlaştırdık. İbrahim Efilti ile ilk kez “2 Beyaz Pamukkale Nikfer ultra maraton” proje koşusunda bulunmuştuk. Bu ikinci proje ile geldiğinde ve yardım istediğinde proje içeriğinin değeri nedeniyle evet dedim. Spora, kültüre, doğaya ve insana dokunuyordu. Ucu insana dokunan her etkinlikte NİKADOS destek ve emeğini esirgemeyecektir. Gittiğimiz ilçe, köy ve yol güzergahı boyunca insanların sıcak ilgisiyle karşılaştık. Köylü çocukların bisikletiyle, motosikletiyle eşlik ettiklerini gördük ve ova yollarında üzüm, kavun-karpuz ikram eden köylülerle sohbete durduk. Köy kahvelerinde yokluktaki köylülerin çay parası verdirmemek için uğraşını, misafirlerinde el altından kahveciye zoraki sıkıştırdıkları çay ücretlerini tanıklık ettik.Denizli ilk kez bu denli anlamlı, donanımlı ve insancıl bir faaliyetle tanıtıldı. İçinde bisiklet olan bir etkinlik nasıl değersiz olabilir ki? Bu nedenle değer veren ve katkı koyan kurum ve özel kuruluşlara candan teşekkürler, bisikletçi konuklara sevgi ve selamlar. İnsanlığa, doğaya ve misafirperverliğe destek oldunuz. Denizli’mizin en olumlu tanıtılmasına aracılık ettiniz.

Bazen şiir yazılmıyor, sadece yaşanılıyormuş. Ben bunu yaşadım bu etkinlikte.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..
 

Bakış Açısı   -  Bağlantı 11 Eylül 2014, 23:58

Her zamanki gibi kulaktan dolma, “oluverir gari” mantığıyla yapılan iş. Ve planlanan işler. Katılmadıkları işleri organize etmeye çalışanlar. İşi bilenleri dışlamayın. Üniversite var bak orada….