REKLAMI GEÇ

FUTBOLUN VİCDANI ÇARŞI

FUTBOLUN VİCDANI ÇARŞI

Ülkemiz 1950 yılında çok partili sisteme geçene dek darbe gibi bir sıfatla tanışmamıştır. Çok partili dönemde iktidar olan unsurlar ise nedense silahlı kuvvetlerin güvenini kazanamamış unsurlar olarak görülecektir. Devlet-i aliyeyi öne çıkarıp istikrar, güven ve bölünme paranoyalarını gerekçe gösteren silahlı kuvvetler, zaman zaman darbe yoluna gitmiş ve iktidarları ‘hizaya’ sokmuştur. 27 mayıs ve 12 eylül darbesi en bilindik darbelerdir. Son dönem darbe girişimleri de…

Haber Merkezi / DENİZLİSPORHABER / 18 Eylül 2014 Perşembe, 11:14

Ülkemiz 1950 yılında çok partili sisteme geçene dek darbe gibi bir sıfatla tanışmamıştır. Çok partili dönemde iktidar olan unsurlar ise nedense silahlı kuvvetlerin güvenini kazanamamış unsurlar olarak görülecektir. Devlet-i aliyeyi öne çıkarıp istikrar, güven ve bölünme paranoyalarını gerekçe gösteren silahlı kuvvetler, zaman zaman darbe yoluna gitmiş ve iktidarları ‘hizaya’ sokmuştur.

27 mayıs ve 12 eylül darbesi en bilindik darbelerdir. Son dönem darbe girişimleri de sarıkız, ayışığı, balyoz adıyla anılan Ergenekon davaları ve son olarak irticayla mücadele adıyla bir cemaat grubuna yönelik yapılan soruşturmalar. Yani Türkiye darbe ve karşı-darbe girişimleri cennetidir adeta.

Ama en komik darbe iddiası, bir futbol taraftar grubu olan Çarşı’ya atfedilen suçlama kadar olamamıştır. 1982 yılında kurulmuş ve o günden bugüne futbolun vicdanı olmuş bu taraftar grubu duyarlığı, nüktedanlığı ve sosyal konumu ile takdir görmesi gerekirken darbe ile suçlanması bir zaytung haberi inceliğindeydi.

Gezi sürecinde sokaklara çıkmış ve mahallesinde yapılacak düzenlemelere halkla birlikte tepkisini ortaya koymuş Çarşı grubunun bu girişimi bugün darbe ile suçlanmaktadır.

Bugüne dek sahalarda açtığı pankartlar, attığı sloganlar, toplumsal konulara verdiği destekler ve futbolda yarattığı sosyal algı her kesim tarafından ilgi çekmiştir. Ama kullandığı sol jargon ve toplumsal tepkilerinin politik bir içerik kazanması, derin devlet unsurlarını da rahatsız etmiştir. Nükleer karşıtı çevreci tepkilerinden Van’daki depremzedelere gösterdiği tavra kadar futbol sahalarında alışık olmadığımız estetik tutumu, futbolu bize afyon olarak yutturmaya çalışan yönetenleri oldukça rahatsız etmiştir.

Endüstriyel futbolun bir unsuru olmasına karşın doğduğu koşulları reddeden ve bir futbol kültürü katarak politik duruşuyla toplumsal bir statü elde eden Çarşı, aslında duyarlı bir halk hareketidir ve futbol sadakatiyle hareket etmektedir.

Örgütlü politik üyelerden ziyade eğitimli futbol tutkunlarından oluşan bir Beşiktaşlılık duygusu ile hareket eden bu grup, Gezi eylemleri sürecinde de kendini ortaya koymuş, meşhur Toma sloganıyla yine büyük bir beğeni toplamıştı.

Ancak son durum erkin de rahatsızlığına yol açmış, açılan darbe girişimi suçlamasıyla bu grubu hizaya sokma kararlılığı ve ilk adımı atılmıştır. Tribünlerde aykırı sese tahammülü olmayan ve tek yürek ortada oynanan oyuna ağzı salyalı sadakat duygusu geliştirmemizi isteyen yönetenler kolumuzu, ayağımızı olduğu kadar, beynimizi ve yüreğimizi de budamaya çalışıyorlar. Hayallerimizi ve rüyalarımızı kota koymak için uğraşıyorlar. Her okula mescit zorunluluğu koyan anlayış, tribünleri de kendi mahremiyet anlayışlarının mabedleri haline getirmek için çılgınlık düzeyinde özgürlüklerimize ve demokrasi kültürümüze saldırıyorlar. İnsanlıklarımızla alay edercesine kamusal şiddetlerini üzerimize salıyorlar.

Ama unuttukları bir şey var. Halk tabanında yer bulan ve diğer köklü futbol taraftarlarının dahi desteğini kazanmış Çarşı oluşumu, birlikte hareket eden ayrıkotları gibi yaban bir bitkidir ve kopardığınız yerden daha gür çıkmaya devam edecektir.

Çünkü Çarşı, bir tek doğasına karşı değildir…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..