REKLAMI GEÇ

ERSUN YANAL’A İKİNCİ CİNAYET

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Ersun hocamız ülke futbolunda edindiği kendine has futbol üslubu ile kariyerli bir antrenör olmayı başarmış bir çalıştırıcıdır. Onun bizden biri olması bir yana, ulusal futbolumuza kattığı bilimsel çalışma yöntemleriyle yakaladığı başarı onu hem milli takımlar düzeyinde hem de Fenerbahçe, Trabzonspor, Eskişehirspor gibi büyük sermayeli kulüplerde çalışma olanağı da sundu.

2004 yılında Milli takımların başına getirilen Yanal iddiasının sürmesine karşın, üstelik takımda bir gençleştirme ve hücum futbolu özelliği taşıyan hızlı ve coşkulu bir futbol anlayışı kurgulamışken, Levent Bıçakçı yönetimindeki TFF, lobisi güçlü Terim’le yola devam etme kararı almıştı.

Gençleştirme ve yeni sistem kurma yolunda o dönem Ersun Yanal’ı harcayan futbol simsarları uzak değil bir yıl sonra o sistemi kurgulamış İsviçre karşısında hem hezimete hem de bir futbol trajedisine uğrayacaktı. Aşırı hırs ve kontrolsüz motivasyonla 16 Kasım 2005 yılında oynanan bu karşılaşma sonunda Türkiye –İsviçre maçını oynayan ulusal takım, Fatih terim öncülüğünde kara bir lekeye imza atmışlardı.

2002’de Şenol Güneş’le dünya üçüncülüğünü yakalamış bir kadrodan bu günlere hala bir estetiği ve ideolojisi olmayan futbol kültürüyle cebelleşip gidiyoruz.

13082014_keysankose_ic

İşinde gelecek ve bilimsellik kurgulayan çalıştırıcılar bu coğrafyada kısa dönemli hızlı başarı sefilliğinin ağırlığı altında da eziliyorlar.

Bugün Fenerbahçe’de daha yeni sezon başlamadan yaşanan ve bütün kirli çamaşırların ortaya saçıldığı futbol ortamında yine bir antrenör, futbol simsarı yöneticiler tarafından aşağılanıyor. Medyaya servis edilen ifadeler yüz kızartıcı. Bu ifadeler üzerinden yapılan tartışma ve yorumlar acınası bir vasatlık içeriyor.

Her nasıl olursa olsun, futbol komplike bileşenlerin uyumlu akorduyla işleyen bir sistemdir. Bunu her çalıştırıcı kadar başkan ve yöneticiler de iyi bilir. Bu harmoniyle geçen yıl açık ara ve rekorla şampiyon olan bir çalıştırıcı ile bir ayrılık olacaksa eğer, daha etik tutum ve yöntemlerle ayrılınmalıdır. Çirkin, saldırgan ve aşağılayıcı suçlamalarla değil.

Üstelik bu durumun yaşandığı kulüp, futbolun bataklığında şike soruşturma ve süreçleriyle uzun süredir aklanmasını gerçekleştirememiş ve başkanının, yöneticilerinin hala yargılandığı bir kulüp.

Velhasıl Ersun Yanal’a milli takımlar döneminden sonra ikinci kez bir cinayet işleniyor.

Ama futbolun çizgisinde futbolun gereklerini yapmak için uğraş veren spor insanlarına yapılan bu cinnet yaklaşımları asla öldüremiyor. Yeniden ve yenilenerek küllerinden doğup futbol piyasasında az da olsa bir duruşu ve olgunluğu sergiliyorlar. Popüler futbolun genleriyle oynamayı red ediyorlar.

Biz antrenörler koflaşmış bu futbol kültürüyle terapi ediyoruz beynimizi. Yöneticiler tarafından sahne arkasında sergilenen bu futbolcuk dramasını uygun yerlerimizle gülerek…

Ama acı da çekerek…

Bize aş, iş ve gelecek verecek olan futbol simsarlarının karşısında da eğilmeden….

Nice cinayetlere uğrayacak, ama ölmeyeceğiz…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..
 

mustafa arslan   -  Bağlantı 13 Ağustos 2014, 21:39

Bu Ülke’de her zaman başarılı insanların önü kesilmekle kalmamış devamlı engel devamlı kötüleme sonrasında kabulleniş ama kabul görmeyen kabulleniş.Başarılar Ersun arkadaşım başarılar hocam.

Volkan   -  Bağlantı 13 Ağustos 2014, 17:21

Bir DENİZLİ’li olarak Ersun Hoca’nın her zaman arkasındayım.Bu çok bilmiş başkanlar yüzünden Türk futbolu eriyip gidiyor.Başkanlar çok biliyorlarsa lisans alıp takımlarının başına geçsinler, bakalım ne olacak.