REKLAMI GEÇ

BÖYLE FUTBOL OLMAZ

11 Eylül 2017 Pazartesi

Elazığspor maçını hep birlikte izledik, gördük… Maçın belli bölümlerinde umut vaat edici bir futbol olsa da umut için çok geç kalındı.  Bu görüntü daha ilk hafta olmalıydı.. Neyse…

 

Hepimiz şöyle düşündük; geçen sezon bu takım ligin üst seviye takımlarına karşı kök söktürmüştü. Belli maçlarda elbette. Alınan sansasyonel galibiyetler, beraberlikler, hatta puan alamadığı maçlarda bile ortaya koyduğu futbol herkeste bu sezon için daha iyisini yapabileceği potansiyelini görme isteği uyandırmıştı.

 

Çünkü takım ligin başlamasına kısa süre kala toplanmıştı. Selahattin Dervent takımın başına getirildiğinde çok gecikilmişti. Kamp dönemi bile yapamadı. Daha sonra Ali Tandoğan’ı takımın başına getirdiler. Sezon sonuna kadar üç hoca gördüler. Yönetim kendi içinde krizler, kaoslar yaşadı. Paralar ödenmedi. Sözler tutulmadı vesaire…

Tüm bu olumsuz koşullarda bile bu kadar iyi maçlar çıkarabilen bir takım sorunsuz bir yönetim, iyi bir kamp dönemi ile fazlasını yapabilirdi, yapamadı…

 

Eksikleri, sakatları bir kenara bırakın. Bu takım geçen sezon oyunu geride kabul edip, kontra ataklarla etkili olmuştu. Böyle sonuç almıştı. Hatta bir yönetici daha hoca bile belli değil, ligin başlamasına iki aya yakın süre varken ‘başka bir oyun planı bizim intiharımız olur’ demişti. Ne var ki bu oyun planı geçen sezonun son bölümlerine doğru biraz çözülmüş, rakipler de Denizlispor’un üzerine gelmez olmuştu. Tek yapılması gereken alternatif bir planı devreye sokmaktı.

 

Şimdi taraftar teknik ekibin yeterliğini tartışıyor. Haklılar. Farklı bir hoca ile farklı bir sonuç alınabileceğini düşünenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok…

 

Ama sorunların tek başına taktiksel olmadığı da aşikar…

 

**

 

Dünkü maçta Asil yine şanssızlıklar yaşadı. Takım arkadaşlarına tam olarak geride güven vermiyor hissini uyandırdı bende.

 

Ne zaman kesik yese kaleye her dönüşünde böyle abartılı skorlarla karşılaştı. Gelişimini tamamladığını düşünmüyorum ama bence yakın gelecekte çok daha iyi yerlerde olabilecek bir kaleci. Beğenerek izliyorum ama durmamalı, kendini geliştirmeye devam etmeli. Elazığspor maçına ilişkin söylenecek çok fazla şey olmasa da güven hissini tesis etmek zorunda. Yoksa defansın gözü hep arkada olacaktır.

 

Moritz tam bir facia… Ali Yalçın hoca giderayak ‘bu futbolcudan kurtulun’ önerisinde bulunmuştu. Disiplinsizliklerinin yanı sıra yetersizliği de bu kararı vermesinde etkendi. Şimşek’in yaşadıklarının fazlasını ona yaşattı. Sürekli oyun içinde tartışma yaratma, kart görme potansiyeli var. Zaten o oynadığında takım 10 kişi oynuyor. İleride verdiği bir kaç pasın dışında topla buluşması sınırlı, takım savunmasına katkısı yok. O yaş grubundaki herkesin yapabileceği kadar oynuyor. Halı sahalarda ondan daha çok takımını düşünen, kendini takımına ait hisseden gazozuna maçlardaki orta yaş üstü adamlar bile zaman zaman bu futbolcudan daha iyi…

 

Yasin faydasız… İlle de gol atsın diye beklenti içinde değilim açıkçası… Gol atmadan da ligi tamamlayabilir bence mahsuru yok. Yeter ki takıma katkı koysun, yeter ki varlık göstersin…

İri cüssesine rağmen her ikili mücadelede yerde… Kale arkasında görüyoruz çoğu müdahale yere düşmeyi bile gerektirmez ama Yasin herhalde yatarak oynamak diye bir şey icat etmiş olabilir. Uzun boyuna rağmen kafa toplarını arkadaşlarına indiremiyor. Top saklayamıyor. En azından şimdilik bunları yapamıyor.

 

Gol atamıyor olmasının nedeni top alamaması da değil… Dağlara taşlara son vuruşları ile nasıl o mevkide oynayabiliyor anlamıyorum. Bana sorarsanız hücumda  top alabilme yeteneğine sahip olmadığı gibi golün kokusunu alacak bir altıncı hissi de yok. Yetersiz. Yeri bu lig bile değil. Üstelik tek tetik olduğu için kimsenin onu kesme şansı olmadığını düşünüyor olsa gerek… Yasin’siz oynamak  daha avantajlı. Moritz takımı 10 kişi oynatıyor ama Yasin bu sayıyı 9’a düşürüyor. Kütlesel kalabalığının dışında varlığını kanıtlamak için atom mikroskobu filan lazım…

 

Hoca son maçlarda Şevki’ye görev veriyor. Net görülüyor ki sonu Ali Helvacı gibi… Geçimini sağlamak istiyorsa başka bir mesleğe yönelsin. Bu kadar uzun sürede hiç gelişim göstermemiş olmasının altında yaptığı işe mutlaka saygı duymuyor olması gösterilebilir.

Bal yapmayan arı gibi… Topla oynuyor ama kimseye bir faydası yok. Üstelik ayağına topu aldığında kimseyle paylaşma isteği de yok. Ara ara yaptığı sürpriz şutlar, sürpriz güzel paslar, goller vesaire artık kimseyi kandıramıyor. Denizlispor’da yeri yok. Hasan Şermet Hoca’nın yanında iyi bir aile ortamında, yüksek mücadele içinde belki kendine yeniden gelip bir çıkış yakalayabilir. O da Kızılcabölükspor ona sabır gösterebilirse… Orada da yapamazsa hiçbir yerde yapamaz sanırım. Şans verilmesi, süre verilmesi cinayettir. Diğer genç çocukların hakkını yemektir.

 

Gençlere gelince… Altyapı malum… Son 5-6 yılda katledildiği için oradan da doğru dürüst kimse çıkmıyor. Son meyvelerini geçen sezon küme düşen takıma gönderip hepsinin daha da geri gitmesini sağladılar.

Atakan Üner olacakmış gibi yapıyor hepsi bu. Güvenip sorumluluk veremezsiniz. Tarık’ın denenmesi, ısrar edilmesi gerekli diye düşünüyorum. Atakan ile de mutlaka konuşulması lazım. Özel çalışmalı, vücudunu geliştirmeli.

 

Kaptan Veli’nin neden süre almadığını şaşarak izliyorum. Berkan fena görünmedi. Keremcan’ı, Burak’ı son maçta Barış’ı beğeniyorum, beğendim.

Barış geleceğine ilişkin karar vermek zorunda. Daha iyisini yapabileceğini kendisi de biliyor. Sıkıntısı neyse bir kenara bırakıp, sezon sonunda bir transfer daha yapmalı.

 

Cihan giderek yolun sonuna yaklaşıyor. Ne zaman tam randımanlı oynayacak merak ediyorum. Hepsinden biraz olmaz. Tam yapmalı. O bilgisi var, yapmıyor.

 

Bu futbolculara şaşıyorum… Bu takımın devre arasında transfer yapabileceğini anlamaları gerekiyor. Yerlerde sürünen bir takımdan transfer yapabilecek ancak bir kaç oyuncu olur. Çoğunluğu şanslıysa alt lige gider. Alt ligden gelip burada olanların da bu formanın hakkını teslim etmeleri gerekir.

 

Kiminle görüşüyor, kim onların kafalarını karıştırıyor bilmiyorum. Ama burada yeni bir yönetim var. Bu yönetime tabi olduklarını unutmasınlar. Dışarıda carlayanlara fazla önem gösteriyorlar. Sesi çok çıkanların bu kulüpte artık bir geleceği yok. Sadece rüyalarında kendilerini yönetimde görürler.

 

Tüm olumsuzlukları tersine çevirmek yine de bu takım ve teknik ekibin elinde. Her ikisinin de performansı düşük… Daha önemlisi aidiyet duyguları silinmiş.

 

Onlar için pervane olan insanları bile düşünmediklerine göre vefasızlıkları çoktan en alt sırada kendilerine yer biçtiler demektir.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..
 

ahmet albaş   -  Bağlantı 11 Eylül 2017, 15:58

Yabancı olarak sadece kappel kalmalı diğerlerin sözleşmeleri fes edilmeli acilen ara transfer edilmeli gidişat hiç de iyi deği görünen o gibi gözüküyor