REKLAMI GEÇ

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE KURTARILMALI

9 Şubat 2017 Perşembe

Denizli Büyükşehir Belediyespor’un Denizlispor’a devredilmesine önayak olan kişi eski Denizlisporlu yönetici Haluk Lenger’dir.

 

Denizlispor kongresinde yaptığı konuşmadan sonra siyasi iradenin artık futbol branşından kurtulma eğilimi giderek arttı.  Lenger konuşmasında kulübe büyük kaynaklar aktarıldığını, bu kaynakların Denizlispor’da kullanılması gerektiğini, adeta Denizlispor ile yarışır hale getirilmek istendiğini ve Denizli’deki futbol altyapısına katkısı olmadığını derinlemesine anlatarak uzun bir konuşma yapmıştı.

 

Açıkçası Lenger’in sahip olduğu düşünceleri kamuoyunun çok büyük bir bölümü paylaşıyordu. Herkes kulübün Denizlispor’a devir edilmesi gerektiği görüşünde birleşiyordu. Kulübe büyük paralar harcandığına herkes emindi. Buna rağmen başarılı olunmadığı da ortak düşünceydi.

 

Şimdi çok rahatlıkla görülüyor ki durum aslında anlatıldığı gibi değilmiş. Öyle büyük paralar filan yokmuş. Büyükşehir Belediyespor özellikle son iki sezonunda kendi yağında kavrulan bir kulüp.  Federasyon gelirleri ile kimseye borçlanmadan yürüyüp gidiyordu. Federasyon dışı büyük gelirleri de yoktu. Denizlispor’a devrinde de öyle sanıldığı gibi büyük bütçeleri ile birlikte değil, mütevazi gelirleri ile devrolundu.

 

Bu kulübü yılardır yönetenleri mutlaka eleştirilecek konular bulunur. Ben neden tesisleşemediği konusunun ciddi ciddi düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ya da altyapısı daha aktif kullanılabilir miydi? Denizlispor ile koordineli çalışılabilir miydi? Bu tip konularda eleştiriler olabilir. Ama şunu takdir etmekte fayda var. Zaman zaman şampiyonluğa oynayarak, zaman zaman üst lige çıkıp-düşerek bu yönetim bu takımı profesyonel ligde tutmayı başarmıştı.

 

Bu şehrin futbol adamları çok uzun süre bir profesyonel takımın daha olması gerektiği yönünde görüşlerini kamuoyu ile defalarca paylaşmışlardı ki, bu aşamada Büyükşehir Belediyespor’a yeterince sahip çıkıldı mı gözden geçirmek gerekir.

 

Her maçını deplasmanda oynayan bir takım nasıl başarılı olabilir?
Denizli’de üç beş ilgilinin dışında taraftarları yok. Rakipleri Denizli’deki maçlara taraftar getirdiği zaman sanki deplasmanda oynuyor gibiler. Koca stat her maçta bomboş… Camiası yok, taraftarı yok… Buna rağmen yıllarca ciddi bir mucize gerçekleşmiş…

 

Bu sezona gelirsek…

Bülent Demirkanlı ile sezona başlandı. Antrenmanlarını takip ettim. Nasıl bir takım istediğine şahit oldum. Üç maç sonunda faturayı kendisine kesip gitti. Haydi o başarısızdı…
Sonra Beyhan Çalışkan getirildi takımın başına… Takımda kıpırdama oldu ama ne Beyhan Hocanın istediği kadar ne de üst sıralara tırmanacak kadar…

Yönetim krizi çıktı. Hoca; ‘Beni bu başkan ve yönetim göreve getirdi. Onlar gidiyorsa yeni gelenlerin önünü açmalıyız’ diyerek istifa etti. Başkan Rüşan Uzunoğlu o tarihten sonra bir daha geri dönmedi ama yönetim görevde kaldı. Hocanın istifası kabul oldu. Haydi Beyhan Çalışkan hoca da başarısız olsun…

Sonra Ali Beykoz göreve geldi. O da tıpkı diğer iki hoca gibi güzel insan. Tam bir şeyleri düzeltiyor, başka bir yerden patlak… Umutlu, kararlı, takıma güveniyor… Sonuç almaya gelince takım potansiyelinin yüzde 20’sinde oynuyor.

Üç hoca eskitti takım. Arada Gökhan Kaynak hoca takıma baktı. Tıpkı onun gibi bir başka geçiş döneminde Faruk Işık ve Zinnur Hoşsöz hocalar takıma baktı.

Futbolcular ödemeler konusunda yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle işlerini iyi yapamadılar.

Günah keçisi hocalar oldu.

Oysaki başından beri süreç ve sebepleri ortadaydı. Geçen yılı zar zor kurtaran takım bu sezon paraşütsüz gidiyordu.

Bir baktık, “Denizlispor camiasının beklentisi yıllar sonra gerçekleşti, iki kulüp birleştirildi”…

 

Sizce bu haksızlık kime yapıldı.

Denizlispor Kulübü’ne mi? Denizli’ye mi? Belediyespor Kulübü’ne mi?
tüm futbolcuları gönderilip kulüp mü devredilir? Ligin ortasında bu iş yapılır mı? Yapıldı.

 

Bu birleşmenin hayalini kuran Denizlispor camiası artık bir enkazı devraldığını görebiliyor. Çünkü hayallerdeki Denizli BBSK ile gerçekler arasında bir bağ olmadığı artık rahatlıkla anlaşıldı.

 

Yola gençlerle devam etme isteğinde ısrarcı olmamaları ikinci yarıdaki en güzel gelişmelerden biri. İsmet Kamak neden takımın başına getirildiği bilemiyorum ama Yaşar Güvenli’ye emanet edilmesi yine çok isabetli bir karar.

Deneyim konusunda eleştiri olacaktır kuşkusuz Ne var ki; bu takımı en iyi tanıyan, futbolcular ile arasında özel bir bağ bulunan Yaşar Güvenli’nin başarılı olacağına inanıyorum.

İşin kötü tarafı görece kolay maçlar geride kaldı. Bundan sonra Güvenli ve genç takımı bir mucize yaratacak.

Hepimiz onların yanında olmak zorundayız.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..