REKLAMI GEÇ

DEĞİŞİMİ GÖREBİLİYORUM

18 Kasım 2017 Cumartesi

 

 

Dünkü Ankaragücü maçında herkesten farklı bir hikayeyi gördüğümü düşünüyorum.

Öne geçen bir takımın puansız dönmesi mutlaka camiayı mutsuz etmiştir ama ben kendi adıma oyun içinde pek çok güzel şeyin olduğunu söyleyebilirim. Bu işi çok iyi bildiğimi söyleyemesem de kendi adıma biraz değerlendirme yapabileceğime inanıyorum.

 

Öncelikle maça Ankaragücü’nün çok yüksek tempoda başladığının altını çizmeliyim. Öyle ki bu ligde böyle bir temponun daha önce eşi benzerini görmemiştim.

Daha önemlisi bir deplasman takımı olarak Denizlispor’un bu tempoya yanıt verebiliyor olmasıydı. Sonuç alınamadı ama daha maçın hemen ikinci dakikasında rakip kaleyi yokladılar.

Oysa ki yüksek tempo yapıp pozisyon bulmayı amaçlayan ev sahibi pozisyon üretimi konusunda o kadar becerikli değildi. Topa sahip oluyorlardı ama pozisyon bulamıyorlardı.

 

Böyle muhteşem bir taraftarın ateşlediği takımdan ağır bir oyun beklemek de doğru olmazdı.

Sezon başından beri durarak oynayan, bazı maçlarında sahada adeta yürüyen bir Denizlispor’un yüksek tempoya fazlası ile karşılık vermesi, hızlı paslaşmaları ile rakibini bunaltması heralde Reha Erginer’in göreve başlamasından bu yana gösterdiği gelişimlerden sadece biri olmalı diye düşünüyorum.

 

Gole kadar ve golden sonra da Denizlispor’un pozisyonlar bulduğunu ve hatta kanımca iki net pozisyonu aceleciliği nedeniyle kullanamadığını herkes görmüştür.

 

Oyunun kendi içinde gidişine göre zaman zaman topa sahip olan, zaman zaman baskı yemeyi gönüllü olarak kabul eden her iki şartta da ufak tefek arızaların dışında sorun yaşamayan bir Denizlispor portresi izledim.

 

O dakikaya kadar kendi şarkılarını söyleyen Ankaragücü taraftarını oyunun içine sokan da biraz tecrübesizlikten olsa gerek yine kendi takımımızdı.

Moritz’e orta sahada yapılan faul kesinlikle bir sarı kartı getirecekti. Burak Altıparmak’ın kalabalığın içine girip Umut Nayir ile itiş kakışı taraftarı uyandırmaya yetti. Sarı kart da güme gitti.

Hemen arkasından ev sahibi takım da buna eşlik etmek zorunda kaldı. Taraftarının itelemesi ile art arda Denizlispor kalesine gelen ev sahibinin sonunda bu işten bir gol çıkaracağı belliydi.

 

Maçın kalan bölümünde senaryoda farklı bir şey yaşanmadı. Bu kez oyunu kendi yarı alanında kabul eden değil buna mecbur bırakılan bir Denizlispor vardı. Ankaragücü skoru lehine çevirene kadar bu tavrından vazgeçmeyecekti. Nitekim öyle de oldu.

 

Şampiyonluk şarkıları söyleyen Ankaragücü bu işi başaracak güçte olduğunu çok rahat gösterdi. Denizlispor ise biraz daha dikkat ve özenle, biraz daha çalışma ve şansla, elbette ki sezon başında doğru tercihin yapılmış olması halinde o bölgelerde dolaşabilecek bir takım olduğunu kanımca ispatladı.

 

***

 

Görünen o ki Teknik Direktör Reha Erginer Denizlispor için bir şans olmuş. Bu tercihi yapan yöneticileri, zor şartlar altında cesaret ve sorumluluk gösterip takıma sahip çıkan teknik ekibi tebrik ediyorum.

 

Fazlası ile eksikleri olmasına rağmen ciddi bir potansiyeli de olan Denizlispor’u yerin dibinden alıp şimdilik kabul edilebilir bir noktaya getirdiler. Belli ki çalıştıkça, birlikte zaman geçirdikçe çok daha iyisini yapabilecekler.

 

Keşke lig bu hafta başlıyor olsaydı da Denizlispor bu yenilgi ile lige başlamış olsaydı. O zaman işin seyri çok daha farklı olurdu.

 

***

 

Yanlış giden bir şeyler de yok değil… Belki de biz izleyenlerin beklentisi bir hayli fazladır bilemiyorum…

Moritz’in artık kendisine biraz daha çeki düzen vermesi gerekiyor. Bu maçta son derece güçsüzdü. Bir maç önceki Moritz’den çok uzaktı.

Cenk’in attığı muhteşem derin topları belli ki Ömer Alp de kullanmak istiyor. İyi de ediyor. Bu konuda daha isabetli paslar için çalışma yapsa iyi olacağına inanıyorum. Düşünce iyi ama şimdilik uygulama kötü.

Biz kendi mesleğimize yeni başlayan arkadaşlara her zaman o tavsiyeyi veririz. Teknik hata her zaman kabul görür yeter ki mantık hatası olmasın…

Ömer Alp’in durumu da farksız. Yapmak istediğini anlıyorum. Zaten önemli olan ne yapması gerektiğini bilmek. Nasıl yapılacağı konusu ise çalışma ve deneyimle çözülecektir.

Alperen’i beğendim. Ayakta kalmaya çalışmasını isterim. Düşmeden, düşürülmesine müsaade etmeden oynaması gerekiyor. Doğrusu Kerem Can’ı daha çok beğeniyorum. Bu da son derece normal.

Burak Altıparmak takımda en beğendiğim oyunculardan birisi… Çoğunlukla ruh halini anlamakta zorlansam da, o sarı kartı görmek için iki kez uyarı almak da  kendisini durduramadığına göre, biraz terapiye ihtiyacı var. Takım arkadaşlarının Burak’ı sakinleştirme girişimlerine de çok rastlamadım. Hırslı oyunu çok keyif verici ve sonuç alabiliyor ama karta yakın olmaması gerektiğine inanıyorum. Çok hızlı reaksiyon gösteriyor. Olayı anlamak için kendisine zaman tanımalı.

Taşkın İlter hep yapacakmış gibi ama yapmıyor. Herkes giderek gelişim gösterirken o sanki geri gidiyor gibi… Şemikler dışında başka bir yerde mi çalışıyor anlamıyorum.

Anıl’ı çok beğeniyorum. Ama böyle bir futbolcunun enerjisini, baskıyla, adam kovalamakla, sert ikili mücadelelere girerek harcamak zorunda bırakılmasını anlamıyorum. Son iki sezonda yaşadıkları gücünü önemli ölçüde kaybetmesine neden olmuştu. Ama ustalığı ve bilgeliğinden bir şey kaybetmiş değil. Nasıl bu kadar gerilediğine dair kendisi ile hesaplaşmak, yüzleşmek zorunda. Bu işi tam anlamıyla yaptığında onu bu takımda çok da tutabileceğimizi sanmıyorum.

Kappel, Barış, Ziya iyi futbolcular. İyi bir takımda değerleri, yetenekleri çok daha belirgin olarak öne çıkar.

 

***

 

Bu takım eski bir takım… Ama anlıyorum ki, Erginer hoca ile birbirilerini yeniden keşfediyor, birbirilerinin yeni yönleri ile tanışıyorlar.

 

Daha fazla yardımlaşarak, daha az top kaybı yaparak çok daha farklı skorlar alacağına hep birlikte tanık olacağız. Hatta bana sorarsanız bu maçın ilk yarısındaki topu oynasınlar, açık ara şampiyon bile olurlar…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..
 

GreenBlack   -  Bağlantı 18 Kasım 2017, 22:45

Biz yanlış maçı mı izledik? Sporcu o taraftarın önünde mutlaka cevap vermek zorunda zaten, yoksa maç 5 olurdu. Alperen kariyerinin en kötü maçını oynadı belki ayakta duramadı tarafından her türlü atağa mani olamadı. Takım 6 pas yapsa sevinir olduk.