REKLAMI GEÇ

DENİZLİSPOR BÜYÜK BİR AİLE

26 Ekim 2016 Çarşamba

Denizlisporlu yöneticiler bir kaç konuda haklı…

İlki, bu sezon iyi bir takım kurdular ve bu takım şimdilik potansiyelinin yüzde 30’una bile çıkamadı.

Söyledikleri gibi geride kalan 8 haftada lider ile aynı puanı toplamış olabilirlerdi ama bir kaç maçta takım tanınmaz durumdaydı.

Kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiğini futbolcular da biliyor olmalı… Daha önemlisi kazanma alışkanlığı edinmeli takım.

 

Kuşku yok ki beklenti yüksek. Ama bir yandan beklenti içine girip bir yandan da takımın kafasının karışmasına, endişe yaşamasına neden olmamak lazım…

Neydi o istifa girişimi… Bizler elbette biliyorduk böyle bir istifa olamayacağını ama takımı etkilemesi kaçınılmazdı. Umarım bu etkilenme takımın kazanma isteğini ve maç motivasyonunu artırır. Şimdilik öyle görünüyor.

 

**

 

Yönetim ekonomik konularda beklentilerinde haklıdır. Kent bu yönetimi yalnız bırakmıştır.

Söyledikleri hiçbir şey yeni değil.

Bu yaşadıklarını eski yönetimler de yaşadı. İfadelerini eski yönetimler de kullandı.

Zaman zaman bu kent tarafından eski yöneticiler de yalnız bırakıldı. Onlar da hezeyan içinde bu tür açıklamalar ve girişimlerde bulundular.

Denizli’yi bu şekilde kabul etmek lazım. Göreve gelen yönetimler kendi kaderlerini çizecek kaynağı temin etmek zorunda gibi görünüyor. Çünkü bu şehrin  konu Denizlispor olduğunda öyle destekler yağdıracak bir durumu olmadığını görüyoruz.

 

**

 

Bu aşamaya gelinmesinde şimdiki başkan ve yönetim dahil herkesin kabahati var.

Altın dönemlerinde bile bu kulübün mali yapısı tartışılıyordu. Bu kentte yaşayan insanların büyük bölümü acı ama yöneticilerin bu kulübün paralarını yediğini düşünüyor.

Yine acı ama süreç içinde yaşanan tartışmalar sırasında verilen demeçler, ortaya atılan belgeler vesaire de bu inancı perçinliyor.

Şimdiki yönetim zamanında da, Başkan Urkay’ın ilk döneminde de Mustafa Şavluk döneminde de sıklıkla evrak paylaşıldı.

Kent insanı inanın kimseyi ayırmıyor… Her yöneticiyi aynı kefeye koyuyor. Kulübün parasını yiyen, kulübün imkanlarını kullanan, edindiği Denizlisporlu sıfatı sayesinde kendi kişisel işlerini bitiren yönetici tipinin varlığına olan inanç o kadar büyük ki, en temiz kişiler bile kendini bu genelin içinden ayıramıyor.

Yani paylaşılan her evrakta, sarf edilen her sözde yöneticiler kendi saygınlıklarına gölge düşürüyor.

Doğası ile yönetici tipi beğenilmeyen bir kulübe kimse destek olmak istemiyor.

Ve maalesef kamuoyunda yöneticiler için çok daha ağır ifadeler kullanılıyor.

Diğer yandan Denizlispor’un bir tek yönetimin eline bırakılmayacak kadar değerli bir yük oluşu, tüm kentin çevresinde kenetlenmeyi gerektiren özel konumu, Urkay ve kurmaylarının son dönemdeki ekonomik taleplerini haklı kılıyor.

Yine de söylediğim gibi. Yaşanılan durum bu yönetime özel bir durum değil.. İpek, Özsoy, Kıbrıslıoğlu ve kim varsa herkes aynı şeyleri yaşadı. Sadece bazıları istifa edecek kadar ileri gitmemişti…

 

***

 

Urkay ve Selahattin Dervent arasındaki diyalogun boyutunu bilmiyorum ama Dervent’in çok iyi bir insan olduğunu biliyorum. Saygın ve savunulması gereken düşüncelerinin yanı sıra biraz da entelektüel takımların sahip olması gereken fikirleri aşılama gayreti, bu seviyede hatalarından biri kabul edilebilir.

Takım tarafından anlaşılamadığını düşünüyorum.  Daha önce de böyle olmuştu. Tek başına futbolu değil bir felsefeyi hayata geçirmeye çalışmanın zorluğu işte…

Geri planda futbolcuların hayranlık duyma isteklerinin yoksunluğu da hissedilir düzeyde kendini gösterdi.

 

Doğası ile iki Denizlispor macerası da kötü bitti. Üstelik her ikisinde de kötü gitmeyen bir takımdan ayrılmak zorunda kaldı. Yine sorun aynıydı. Potansiyel daha fazla iken az ile yetinmek…

 

**

 

İlk gelişinde Engin İpekoğlu’nun takımını devralmıştı. 21 maça çıktı 10 maç kaybetti, 5 kazandı 6 berabere bitirdi.

Ligin bitimine 4 hafta kala takım neredeyse küme düşüyorken Özcan Bizati’ye bıraktı.  Mucizevi bir şey oldu, Bizati’nin takımı 4 maçta üç galibiyet bir beraberlik alarak ligde kaldı.

 

Bu sezon da takımın başına sonradan getirildi. Önce takım hazırlandı, sonra hoca çağırıldı. Bu takım onun takımı mıydı? Değildi. Transferleri o mu istemişti… Hayır. Hazır takımın başına gelmişti. Hatta pek çok isim konuşulduktan sonra gelmişti…

Hem gelişi hem gidişi sağlıklı değildi. Zaten aşı yine tutmadı. Takım başarısız mı olmuştu? Hiç de değil.

Sezon öncesi hazırlıkları yapılamamıştı, transferde gecikilmişti. Sportif Direktör Ali Tandoğan ‘ilk 5 hafta kimse puan beklemesin’ demişti. Buna rağmen 5 maçta 8 puan toplamıştı. Tam bir günah keçisi oldu. Mutsuzdu. Mutsuz ayrıldı.

 

**

 

Ali Tandoğan’ın takımın başına gelişi, şimdilik olumlu etkilemiş görünüyor takımı. Futbolcular onu seviyor. Sahada onun için de mücadele edeceklerdir.

Üst düzey futbolcu olmanın avantajlarını kullanmasını da iyi biliyordur. Şimdi futbolcular saha kenarına baktığında orada ‘biri’ olduğunu biliyorlar.

 

 

İSTİFA BLÖFÜ DİKKAT ÇEKMEYİ BAŞARDI…

 

İstifa tam bir blöftü… Açık ve net görülüyordu. Urkay’ı tanıyan herkes koşullar her ne olursa olsun kulübü bırakmayacağını bilir…

Başkanlıktan ayrıldığı günden beri gözü o makamdaydı. Şimdi daha üç ay oturmamışken o koltuğu bırakmazdı.

İstediğini almasını bildi. Dikkat çekmeyi başardı, sonuç aldı. Hem Büyükşehir Belediye Başkanı hem de Vali Altıparmak destek oldu. Odalar da bir kereliğine oldular. Bir kereliğine diyorum çünkü vali beyin hatırına destek olduklarını düşünüyorum. Her zaman Denizlispor’dan uzak durmayı tercih etmişlerdir.

Şimdilik işler yoluna girdi ama tekrar aynı kozu kullanma şansı ortadan kalktı. İleride yine ekonomik olarak yönetim sıkışacaktır. O zaman için farklı aksiyonlar bulmak gerekir…

 

İşin kötü yönü, ‘yönetimin tıkandığı’ söylendi. Ama lig yeni başladı. Bu ligin sonu nasıl gelir şimdiden görmek zor.

 

Yönetimin bu aşamada kimyasını bozan ise eski başkan ve yöneticilerin ortaya çıkışı oldu. Doğrusu hiç birinin Urkay’ın başkanlığını onaylamadığını biliyorum. Belki de bu tehlike başkanın sinirlerini bozmuştur.

 

**

 

Benim eleştirilerimi tehdit gibi algılamışlar… Olsun. Alışkınız biz yanlış anlaşılmaya… Gazeteciler kulüp başkanlarını tehdit etmez, uyarırlar…

 

Uyarılarımızda da genellikle haklı çıkmamayı dileriz…

Bu kulüp gazetecisi, taraftarı, yönetimi ve futbolcusu ile birlik olursa başarıya yol alır.

 

Taraftarın bir kısmına farklı davranarak, bir kısmına omuz verip bir kısmına üvey evlat muamelesi yaparak, onları yolda bırakarak doğru sonuca ulaşamaz.

 

Kulübün doğru yönetilmediğini düşündüğümüz için uyarılarda bulunduk. Maalesef haklı da çıktık.

Takım otobüsü bile bulup ayarlayamadılar…

Bir futbolcu evindeki faturaları ödeyemedi parasını alamadığı için. Yani günlük ihtiyaçlarını gideremedi.

Birisi yırtılan kramponunun parasını yurt dışındaki ailesinden istedi.

 

Bunlar şık şeyler değil…  Elbette aşılacak küçük detaylar aynı zamanda.

Bu aile büyük bir ailedir. Siz sadece küçük bir parçasısınız. Kendinizi farklı yerlerde görmeyin…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..
 

ahmet boran   -  Bağlantı 26 Ekim 2016, 18:58

Selami bey tespitleriniz 10 numara fakat takım kadrosu yüzde 30’da ise bunun sorumlusu urkayın hoca tercihleridir. urkay çakma tiyatro ile algı yönetimi ile sosyal medyada destek almış olabilir fakat denizlispor camiasnın asıl topları onu istemiyor.