REKLAMI GEÇ

ŞAMPİYONLUK İSTİYORSAK

10 Aralık 2018 Pazartesi

Balıkesirspor maçında alınan beraberlikten sonra yazımda ‘sorun yok, skor olağan’ demiştim. Aynı yazının son bölümünde Gençlirbirliği maçında takımın böyle oynamayacağı beklentimi de nakletmiştim.

O maçta skorun olağan olduğu görüşümde ısrarcıyım, ama Gençlerbirliği maçından sonra oyunun da olağan devam etmesine itirazım var.

Malum her maçta iyi oynayamazsınız. Her maçı eze eze kazanamazsınız. Kötü oynarken de kazanmak şampiyonluğa yürüyen takımların en önemli özelliklerinden biridir.

Yücel İldiz’li Denizlispor Afyon Afjet, Altay ve Adanaspor maçlarında oyunun belli bölümlerinde kontrolü kaybetmişti. Ama kazanmak için gerekli isteği ortaya koyduğunda kalite farkı skora da yansımıştı.

Esas kriter Boluspor maçı olacaktı. Doğrusu Denizlispor çok da iyi oynamamıştı. Ama Boluspor’un da maç kazanacak hali yoktu. Rakibin 10 kişi kalması Denizlispor adına işleri kolaylaştırmış buna karşın zor bir galibiyet elde etmişti.

Bu maçın dönüşünde Giresunspor karşısında adeta bir isyan vardı. Hakemin zorladığı mücadelede kırmızı kart ve haksız yenen ikinci golden sonra skora, oyuna, hakeme bir itiraz oldu ve maç müthiş bir şekilde çevrildi. Zaten burada ortaya konan mücadeleyi sezonun kalanında görmemiştik.

Bu mücadelenin bizi Balıkesir’de de kazandıracağına olan inanç tamdı. Ne varki deplasmanda ortaya hiçbir şey koyamayan Denizlispor Gençlerbirliği karşısında da aynı tavrını sürdürdü.

Gençlerbirliği maçın her iki bölümünde de Denizlispor’dan iyiydi. İldiz’in söylediği gibi ikinci yarı Denizlispor oyunun kontrolünü eline almadı. Sadece maçın son bölümünde topa sahip oldu veya kontralarla pozisyon buldu. Ki o arada da Gençlerbirliği aktif bir oyun oynamayı secti.

Lig ikincisinden deplasmanda alınan tek puan değerli bir puandır. Bunu Gençlerbirliği açısından değerlendirin. Üstelik ortaya koyduğu oyunla neden zirvede yer aldığını da göstermiş oldu. Unutmayın rakibi kağıt üzerinde ligde kendisini en fazla zorlayan takımdı.

Özellikle maçın ilk yarısında biri kafa vuruşu ikisi yakın mesafeden şutlar olmak üzere çok önemli üç fırsatı kullanamadılar. Bunun yanı sıra Denizlispor yarı alanında topa çok daha fazla sahip oldular. Denizlispor iki pas bile yapamaz oldu.

İlk yarı boyunca topu rakip ceza sahasına çok az sokabildi Denizlispor. Daha doğrusu topu kovalamaktan başka bir şey yapamadı. Böyle bir atmosferde hata yapmak da kaçınılmazdı. Defans oyuncuları ara ara yaptılar. Bunu kötü oyuncular oldukları için değil, çok fazla baskı gördükleri için yaşadılar.

İkinci yarı konuk ekip açısından çok verimli geçmedi. Final paslarını yapamadılar ya da final vuruşlarını. Denizlispor, ilk yarıya göre kalesinde daha az tehlikeli pozisyon yaşadı. Bu da belki iyi oynadığı yanılgısını oluşturmuş olabilir. Oysa ki iyi oynamadı. Kazanacak oyunu hiç oynamadı. Buna karşın, kötü oynarken de kazanabileceği fırsatlar olmadı değil.

Uzun paslarda daha isabetli olabilse Burak Çalık’ın kaçırdığı pozisyonların benzerlerini yakalayabilirdi.

Konusu gelmişken, bence her şeyi doğru yaptı Burak. Ona pası atan Recep’in adrese teslim topu maçın en güzel hareketiydi. Efsanevi bir pastı. Milimetrik atılmıştı. Burak da iyi aldı, kontrol etti ve devam etti. Kaleciyi kalitesine yakışır şekilde geçti. Bu sırada Luccas kale içine yöneldi.

Defans oyuncusunun koşu yönünün aksine vuruş yaptı. Doğrusu da bence buydu. Kimileri diğer yönün de bomboş olduğunu, oraya vurması gerektiğini düşünüyor. Ama Burak, o pozisyonda kafasını kaldırıp çevresini kontrol edecek ya da kaleye bakacak zamanı olmadığını düşünmüştü ki haklıydı, kaleci kalkıp baskı yapabilirdi.

Yani futbolcu pozisyon sırasında çevresinde olup bitenden bağımsızdı. Yöneldiği kalede mesafe ve köşeyi tekrar göremeden, ezberine dayanarak bir vuruş yaptı. Seçtiği köşe de haklı olarak deneyimiyle seçilmiş bir köşeydi. Tek yanlış olan Luccas’ın kale alanında koşusunu durdurup, çakılmasıydı. Normalde devam edip boş köşeyi doldurması beklenirdi. Şanslı bir refleksle top futbolcudan döndü. Böyle kırk tane vuruşta defans oyuncusuna çarpmasına rağmen top gol olur. Bunda olmadı. Futbolcu her şeyi doğru yaptı bence. Taraftarın bu pozisyondan sonra Burak’a sahip çıkması ve desteklemesi de günün en güzel hareketiydi.

Şimdi Denizlispor’un önünde bir Karabükspor maçı var. Bu maçta takımın skor alacağına inanıyorum. Ama sonuç yanıltıcı olabilir. Takım oyun olarak iyiye gitmiyor. Son iki maçta skor olarak da iyiye gitmiyor. Toplamda pozisyon olarak da iyiye gitmiyor.

Şampiyonluk düşünüyorsa biraz daha mücadeleci, biraz daha aklı selim oyun lazım. Savaşçı kimliği ile kadroda yer bulan Mbamba kendi topuyla savaşıyor. Rakipten muhtemelen en fazla top kapan oyuncu odur. Ne varki çok fazla top kaybediyor. Hatta kaptığı tüm topları kaybediyor.

Aissati’nin durgun olduğu kendi kalitesinin aldında olduğu bu maçta ciddi sorun yaşandı. Orta alanda takımın mücadele gücü neredeyse hiç yoktu. Gençlerbirliği sürekli bu bölümü kolay geçti. Bazen direkt bazen iki pasla. Her seferinde kalemizin ağzında bitiverdiler. Burak Altıparmak’ın varlığı burayı biraz güçlü kılıyor ama üzerine çalışılması gereken bir konu gibi duruyor.

Özü itibariyle Yücel İldiz’li Denizlispor 7 maçının beşini kazandı, ikisinde beraberlik aldı. Müthiş bir istatistik. Ama Yücel İldiz’den önce takım da yerlerde sürünmüyordu. Tribünlerdeki bütün taraftarlar aynı periyodu Osman Özköylü ile geçeceğimize inanıyordur. Bir İldiz farkı şimdilik göze çarpmadı. Sadece takım savunmasında artı değer verdi.

Ve takımın iyi bir kadrosu olmasına rağmen derinliği maalesef yok. Eksikleri var. Devre arasında transferin mutlaka açılması ve takıma takviye yapılması gerekiyor. Şampiyonluk isteyen bir şehir bunu yapmak zorunda.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..