REKLAMI GEÇ

YİNE BİZE HÜSRAN, YİNE BİZE EZİYET

10 Nisan 2018 Salı

Bir hafta önce ligin önemli takımlarından Ankaragücü’nü devirerek haftalar sonra düşme hattından çıkan takımdan bu maçta beklenti elbette farklıydı.

Erzurum, Altınordu ya da Ankaragücü maçlarında ortaya konan oyunun yarısını Balıkesir’de oynasalar skor farklı olurdu ama nafile… Belli ki sezon sonuna kadar bize bu eziyet yaşatılacak.

Denizlispor, Balıkesirspor karşısında kaybetti. Normal bir sonuç… Kazanmak olduğu gibi kaybetmek de var. Ama böyle kaybetmek yok. Üstelik son derece kötü futbol oynayan bir Balıkesir’e karşı kaybetmek hiç yok.

Sahanın her yerinde tel tel dökülen bir Denizlispor vardı. Otoo’yu ve Burak’ı tutamadıkları gibi Oğuz ve Oğuzhan’ı da geçemediler. Kaotik, disiplinsiz futbolları sahanın her yerine sirayet etmişti. Öyle ki bazı pozisyonlarda bir kanatta iki açık oyuncusu aynı yerde, diğer kanatta bek tek başına durumları oldu sık sık.

Zaten futbol adına sahada bir şey yoktu. Orta alanda top gevezeliği ve sürekli bir yakın mesafe dövüşü gibi top kapma mücadelesi. O maçta her iki takım oyuncularının paslarının yüzde 30’u iki metre mesafedeki paslaşmalardır. Böyle şuursuz rezil bir futbol.

İnanılmaz bir top kaybı her iki takım adına… Organizasyon adına hiçbir şey yok. Yaptıkları iş bu ve bu işten para kazanıyorlar öyle ya… 1500’ü bile bulmayan seyirci… Bu rezil futbol için çok bile…

Denizlispor defansı dökülüyor. Alperen’in Milli futbolcu olduğunu tanımayan birine anlatamazsınız. Ne diye geri getirildiğini de anlamış değilim zaten. Hasan kötü, Aissati kötü bazılarının oyundan niye çıkarıldı diye çıkıştığı Kappel var ya o onlardan da kötü… Oyuna sonradan girdi Barış kötü…

Maalesef tüm bunların yanında bu maçta hoca performansı da kötüydü…

***

Dahilik ve delilik arasında çok ince bir çizgi vardır derler bilirsiniz… O çizgi başarıdır. Alışagelmişin dışında bir yöntemle başarı kovalayanlar, sonuç arayanlar için uygun bir tanımdır. Başarılı olursanız, yaptığınız ne kadar delice olsa da ‘dahi’ oluverirsiniz… Başarısız olursanız ne kadar mantıklı adım atarsanız atın alışagelinin dışına çıktıysanız ‘deli’ oluverirsiniz…

Hocanın durumu bu ikisi arasındaki gel-gittir… Denemek istedikleri var ama bunun için uygun koşul yok… Daha önemlisi sahada yanıt verecek ruh haline sahip bir takım yok…

Kör döğüşü içinde 90 dakikalarını helak etmiş, futbol adına hiçbir güzellik sunamayan iki takım vardı sahada. Bu maçı izlemek resmen eziyetti. Renkleri bir kenara bırakın bizi futboldan soğutacaklar diye çok korktum…

Belli ki, futbolcular için prim ve para konuları daha bir öne çıkmış. Sezonun sonuna gelirken ne kadar prim artırabilirlerse o kadar iyi olacak… Bizler de bu paragözlerin ellerinde oyuncak…

Skor mu? Onun konuyla hiçbir ilgisi yok…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı..